Yazar

Alperen KÖK

Kategori

Kitap Tavsiyesi

Yayınlanma Tarihi

Şubat 15, 2021

Yazar Instagram

alperenkok

Türk Dil Kurumu sözlüğünde sanat tanımına bakıldığında sanatın; “Bir duygu, tasarı, güzellik vb. gibi anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık, belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım, belli bir yetkinliğe eriştirilmiş olma (örneğin yemek pişirme sanatı)” şeklinde tanımlandığı görülmektedir. Ayrıca “bir şeyi kendi iç yasalarına göre özgürce biçimlendirme yeteneği, insanın yarattığı yapıtlarla kendisini yücelten ve ölümsüzleştiren yaratıcı yeteneği” olarak çeşitli tanımlamalar yapılmıştır. Başka genel bir tanımına göre de  “ Sanat; bireyin duygu, düşünce, örf-adet, inanış ve tasavvurlarını, başka bir ifadeyle deruni âlemini, çeşitli malzeme araç ve teknik yöntemleri kullanarak gören ve işitenlerde hayranlık uyandıracak bir ahenkle ortaya koymasıdır.”(Akt: Arslan, 2015:52).

Topraktan tabağa değin fen, sağlık, sosyal ve beşerî bilimlerin tümünden faydalanan gastronomi biliminin yolunun sanatla kesiştiği aşikârdır. Estetik olarak lezzet ve görselliğin keşfi ile güzeli ortaya koyma çabası giderek önem kazanmaktadır. Bu minvalde gastronomi ile sanat birbiri ile iç içe olmaya başlamıştır (Sipahi, Ekincek ve Yılmaz, 2017). Sanat ve gastronomi arasındaki bağlar üretim sistemlerinde benzerlik ve malzeme çeşitliliği ile açıklanabilir. Fakat bu bağlar temelde sanatla işlenmiş olan binlerce gıda maddesinin sanat eseri olduğunu iddia edebilmek adına var olan gastronomi akımları ve teknikleri dışında yeni arayışlarla girişimlerde bulunulmadıkça görsel hazza hizmetle sınırlı kalacaktır. Bu çerçevede sanat ve gastronomi ilişkisine bakıldığında kesin sınırlar çizmenin mümkün olmadığı bir estetik anlayışında sunum teknikleri, yiyecek-içecek stilistliği veya tabak düzenlemeleri adlı başlıklar altında kaybolur (Bulut, 2019).

Her tabağın bir sanat eseri olduğunu iddia etmek mümkün değildir fakat defalarca tekrara düşen bir yemeğin gastronomik çerçevede hazırlandığı ilk tabak sanat eseri olacaktır. Bir balığı ele aldığımızda balığın avlanmasından sonra tahta fıçı içinde tütsülemek, tütsülenecek balığı belirlemek, gıda güvenliği kuralları altında tuzlama yapmak, pişirme ve servis için uygun ekipman geliştirmek, yüzyıllarca yeryüzünün birçok yerinde kullanılacak bir gastronomik ürünü sanat amacı gütmeksizin keşfetmek ve bu konuda yalnızca yemeği yaratıp servis edilen tabağı süslemek değil, sanat üretmektir. Kaybolmaya karşı savaşan yaratıcılık yeteneği de gastronomi ve sanat arasında bulunan diğer bir bağdır (Bulut, 2019).

İşte tüm bunlardan hareketle şahane bir kitap önerisi ile karşınızdayım değerli GastronomicSecrets takipçileri; Doç. Dr. Muzaffer Yılmaz’ın kaleminden dökülen “Sanat ve Gastronomi İlişkisinin Kısa Tarihi” kitabı… Kitabın arka kapağında yer alan açıklamayı da sizlerle paylaşmak isterim;

“Mağara resimlerinden Roma mozaiklerine, Âdem ile Havva’nın elmasından Barok Dönem natürmortlarına; paketlenmiş dışkıdan duvara bantla yapıştırılmış muza, tuvale dönüşen sofralara, ünlü şeflerin servis tabaklarına…

Sanat ve gastronomi ilişkisini oldukça geniş bir perspektiften ele alan bu çalışma, yeme-içmenin sanatla olan serüvenini bambaşka bir zaviyeden bakarak yorumlamakta ve muhataplarına konu özelinde ilgi çekici bir okuma yapma imkânı sunmaktadır (Yılmaz, 2020).”

Her gastronomi meraklısının okuması, kütüphanesinde bulundurması gereken ve bir çırpıda akıp giden bir başucu kitabı…

Lezzet ve keyifle… 😊

Arslan, İ. (2015). Sanat olarak gastronomi ve görsel sanatlarla ilişkisi.(Yayımlanmış yüksek lisans tezi). Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gastronomi ve Mutfak Sanatları Anabilim Dalı, Gaziantep.

Bulut, S. H. (2019). Gastronomik Yayınlarda Görsellik ve Gastro-Sanat Üzerine. Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi, Cilt 1, Sayı 2, 204-215

Yılmaz, M. (2020). Sanat ve Gastronomi İlişkisinin Kısa Tarihi. LİTERATÜRKacademia: Konya