NEŞESİ YOK

Bir sabah uyanmış elini yüzünü yıkamıştı çocuğun aklındaki tek şey okula gitmemek için nasıl bir bahane uyduracağıydı. Ama olmadı annesi eline beslenme çantasını tutuşturdu ve sırtına attı çantasını ilikledi montunu sardı iyice atkısını ve yola çıktı çocuk o can sıkıcı yere dört duvar arasına gitmek için. Yavaş adımlarla yürürken biraz daha vakit nasıl geçer diye düşünürken burnuna o koku geldi yanık susam kokusu gibiydi ama bu alıştığı her sabah buluştuğu küçük midesine giden mutluluğun simidin kokusuydu. Adımları yaklaştı fırına çıkardı cebinden bir demir 250 bin aldı simidini beslenme çantasının içinde koydu ve devam etti. Okula vardığında herkes andımızı okumuş yavaşça giriyordu sınıfa. Geçti sınıfa boyu uzun olduğu için arkada oturtmuştu öğretmen onu en mutlu olduğu şey boyunun uzun olmasıydı çünkü arka sırada oturup sıra altından gizlice birşeyler çıkarıp yiyip camdan dışarı bakıp hayal kurabiliyordu özgürce. Öğretmen sayılardan rakamlardan bakarken simidinden çaktırmadan bir parça midesine indirdi kaloriferde iyice ısınmıştı gözleri gitti gidiyordu…

-Canım nereye daldın?

-Hiç! Seni dinliyordum, evet simit ne güzel mis gibi kokuyor.

– Sen neden yemedin o mis kokulu simiti peki

– Nasıl desem aslında adı simit, bunun ama neşesi yok bilmiyorum mutluluğu yok bunun…

-İyi misin sen?

-Evet iyiyim…

-Neşe ve mutluluk yoksunu bir simidi ciddiyetle anlatıyorsun iyi olamazsın..

-Çocukken okul yolunda burnuma gelen susam kokusu aldığım o simit mutluluk doğallık kokardı ama bu baksana canım kim bilir son kullanma tarihine ne kadar var ve hangi fabrikadan çıktı hangi mikrodalga da ısındı… Bu simit değil bu benim çocukluğum değil.

-Sahiden simitin saat kaçta çıkacağını bilirdik alarmı kurulmuş saat gibi o saat gelince fırına giderdik hafta sonları sıcak sıcak.. Yıllar çok şey değiştiriyor

-Yıllar değiştirmedi insanlar değiştirdi. Halen sokak aralarında varlardı odun ateşinde simiti yapanlar ama sayıları azaldı sonrada simiti büyük firmalar sanayi tipi fırınlara taşıdı sonrada işleri büyütüp şoklayıp mikrodalga da ısıtmalara kadar getirdiler dünya gelişsin ve değişsin ama bu gelişim ve değişim bazı doğal güzellikleri lezzetleri yok etmesin. Sosyal medya platformlarından yığınla dolaşan süslü yemekler değil bizim kültürümüz. Biz kendimizi kaybettik kendimizi değişimle geliştirmek yerine kaybettik özenti içine girip yok ettik çoğu şeyi…

-Öyle. Chedar peyniri her yemekte abartılı kullanmayı bir gelenek bilmiş bazıları oysaki bizim ezine peynirimize tulumumuza ne oldu… Sokak lezzetlerimiz vardı köfte ekmek arasına chedar girmesi, şırdan yanında krem peynir, bizim lahmacunumuz yahu ne zaman turkish pizza oldu….

-Vakit tamam kalkalım kaçırmayalım taksiyi.

-Dur iki soğuk kaşarlı sandiviç alayım trafikte aç kalmayalım